|
Bağımsız Türkiye Ülküsü
0rmanları zehirli kimyasal maddelerle yok ettiler
İkinci Dünya Savasında Amerikalılar. Japonların tüm bitki örtüsünü yok etmek amacıyla, havadan püskürtülerek kullanılan çok güçlü bitki zehirleri ürettiler. Bunları kullanmaya gerek kalmadı, zira Hiroşima'ya ilk atom bombasını atarak işi daha kestirme yoldan çözmüşlerdi. Ancak ürettikleri zehirli maddeler boşa gitmedi. Bunları sonradan, zararlı bitkileri öldürücü ilaç olarak tarımda kullandırdılar. Aynı zehirli kimyasal maddeleri Amerikalılar Vietnam Savaşında da bol miktarda kullandılar. Vietnamlıların ormanda saklanmasının önüne geçmek için. on binlerce metre karelik ormanları bu zehirli kimyasal maddelerle yok ettiler.
Tarımın zehirlenmesinin Türkiye'deki boyutları
Herkesin çok iyi bildiği, bir diğer zehirli madde DDT ise. Amerikan askerlerini sıtma hastalığına karsı korumak üzere üretilmişti. Savaştan sonra böcek zehiri olarak dünya piyasalarına sürülen bu zehirli ilacın kullanımı ancak yıllar sonra yasaklanabilmişti.
Tarımın zehirlenmesinin Türkiye'deki boyutlarına gelince: 1987-95 yılları arasında Türkiye'de tarımda, yılda ortalama 9 milyon ton yapay tarımsal gübre kullanılmış. Bunun yılda yaklaşık 3 milyon tonu ithal edilmiş, geri kalan yaklaşık 6 milyon ton ise Türkiye'de kurulu yapay gübre fabrikalarında üretilmiş.
Ancak yılda yaklaşık 6 milyon ton yapay gübre üreten fabrikaların kullandığı hammaddelerin hemen hemen tamamı ithal malı. Yani. Türk tarımı, yapay tarımsal gübre tüketiminde tamamiyle dışa bağımlı.
Türkiye Toprağını suyunu, havasını ve insanını zehirlerken bile dışa bağımlı
Son on yılın ortalamasına göre, Türkiye'de tarımda, yılda 32 bin ton tarım ilacı (böcek ve bitki zehirleri) kullanılmış. Bunun tamamı ithal malı. Yani. Türk tarımı, tarım ilacı tüketiminde tamamiyle dışa bağımlı Türkiye, yapay tarımsal gübreler ve tarım İlaçlarını, yılda 2 milyar dolar vererek İthal ediyor ve tarımı zehirliyor.
Acımasız kapitalizm tarımı, çevreyi, insanı zehirledi. Pekiyi, bu çıkmazdan nasıl kurtuluruz?
İçinde bulunduğumuz çıkmazdan kurtuluşun tek yolu. tarımı yeniden "organik tarıma", yani doğal koşullarda yapılan tarıma döndürmektir.
Türk tarımı ecel şerbeti içiyor
Ankara Ticaret Odası (ATO), gayri safi milli hasılanın yüzde 11.3'ünü oluşturan, istihdamın ise yüzde 33'ünü barındıran Türk tarımının, yanlış politikalar nedeniyle ecel terleri döktüğünü ileri sürdü.
ATO'nun tarım araştırmasına göre, 2003 yılında yüzde 2.5 küçülen tarım sektörü, 2005 yılının ilk çeyreğinde de sıfır büyüme ile yerinde saydı.
Kasım 2002 ile Temmuz 2005 döneminde, tarımda üretim girdilerindeki maliyet artışları yüzde 100'ü bulurken, ürün fiyatlarında ise yüzde 30 ile 80 arasında bir gerileme meydana geldi.
Tarım ürünlerinin temel girdilerinden mazotta son 2.5 yıllık süreçte yaşanan fiyat artışı, TL bazında yüzde 61.8, dolar bazında ise yüzde 100'ü buldu.
Tarımda kendi kendine yetmekle övünen Türkiye'de son 2 yıldaki ithalat artışı yüzde 58.8'e ulaştı.
Bu dönemde gübre fiyatlarındaki artış da yüzde 100'ü aşarken, tohumluk, tarım ilacı, sulama ücretleri ve yem fiyatlarındaki artış yüzde 36 ile yüzde 233 arasında değişti.
ATO araştırmasında, girdilerdeki bu duruma karşılık, Kasım 2002 ile Temmuz 2005 döneminde bazı ürünlerin piyasa fiyatlarındaki değişme de şu şekilde verildi:
Fiyatı artanlar: Buğday yüzde 3.5, mısır yüzde 22.7, ayçiçeği yüzde 12.5, şeker pancarı yüzde 33.6, çay yüzde 82.8, tütün yüzde 8.7, et (karkas) yüzde 25.7
Fiyatı düşenler: Pamuk yüzde 37.5, kuru üzüm yüzde 10.4, kuru incir yüzde 20, beyaz kiraz yüzde 73.3, kayısı yüzde 80, vişne yüzde 57.1, domates yüzde 33.3
Araştırmada, 2002 yılında serbest piyasada 280 bin liraya alıcı bulan buğdayın, bu yıl TMO'nun 365 bin lira fiyat açıklamasına rağmen, ortalama 290 bin liraya satılabildiği vurgulandı ve girdiler ile tarımsal ürün fiyatlarındaki bu gelişmenin, Türk çiftçisini ürettiğine pişman ettiği görüşü savunuldu.
23.07.2005 17:46 - Bu haber 5689 kişi, Mynet Haber bugün 381.354 kişi tarafından okundu
Niğde'den yükselen bir ses :
TÜRKİYE'DE TARIM BİTMEDİ... BİTİRİLDİ!
EROL TANRIVERDİ
"Türk tarımı ecel şerbeti içiyor"
TARIMDA BU BİLİNEN BİR GERÇEK. GERÇEKLER BU KADARLA DA BİTMİYOR. İKİ HAFTA ÖNCE BİR ÖNERİDE BULUNDUM AMA, MAAŞALLAH KİMSENİN "GIKI DAHİ" ÇIKMADI.
"NİĞDE İÇİN TARIM ADINA YENİ YENİ NELER YAPABİLİRİZ?" DİYE BIR ÖNERİLERİLERİNİZİ VE PROJELERLE İLGİLİ FİKİRLERİNİZİ SORMUŞTUM BİR TEK CEVAP BİLE ALAMADIM. GERÇEK ŞU Kİ TÜRKİYE'DE TARIM BİTTİ DEMİYORUM BİTİRİLDİ...
BASİT İKİ ÖRNEK :
BİRİNCİSİ, GEÇEN YIL HERKESİN BİLDİĞİ GİBİ NEVŞEHİR VE YÖRESİNDEKİ PATATESLERDE
GÖRÜLEN SÖZDE HASTALIK VARDI, YANİ PİYASA DİLİYLE KANSER VAKASI.
BU SENARYONUN BİRİNCİ PERDESİ...
İKİNCİ PERDEYİ BEN "BİR KOMPLO TEORİSİ OLARAK" BUGÜN YAZIYORUM :
BURAYI GAYET CİDDİYE ALIN BİRKAÇ YIL İÇİNDE GERÇEK OLACAK. ABD IRAKTA OTORİTEYİ SAĞLADIKTAN SONRA TÜRKİYE'DE PATATES ÜRETİMİNİ BİTİRECEK... NASIL MI? ABD IRAK'I İŞGAL ETMEDEN ÖNCE AMERİKALI PATATES ÜRETİCİLERİ BİZİM HÜKÜMETE BASKI KURMAYA CALIŞIYORLARDI... İSTEKLERİ İŞGALDEN SONRA YANİ IRAK'TA YÖNETİM DEĞİŞTİKTEN SONRA "ORTADOĞU VE CİVAR ÜLKELERDE AMERİKAN MENŞEİLİ PATATESLERİN YENİLMESİNİN" SAĞLANMASINI HÜKÜMETTEN İSTİYORLARDI.
BURADAN YOLA ÇIKARAK ŞUNU KABUL ETMELİYİZ Kİ SİSTEMLİ BİR ÇALIŞMA ILE YILLARDIR BİZE VERİLEN TARIMSAL İLAÇLARIN ETKİLERİ DEĞİŞTİRİLEREK PATATESLERİMİZ VE TOPRAĞIMIZ HASTALANDIRILDI. BUNA KARŞI NE YAPABİLİRİZ? EL ELE VEREREK ORGANİK İLAÇ VE ORGANİK GÜBRE ÜRETEBİLİR VE BUNU TÜRKİYE'DE ÜRETEREK İLAÇ VE GÜBREDE DIŞA BAĞIMLILIKTAN KURTULABİLİRİZ. BÖCEK İLACI OLARAK ALDIĞIMIZ VEYA BAŞKA BİR KULLANIM AMAÇLI İLAÇLARIN DAHA TEHLİKELİ YAN ETKİLERİNDEN KURTULUR BU SENARYOYU FİYASKOYA UĞRATABİLİRİZ.
DÜŞÜNSENİZE NİĞDE'MİZE BİR GûBRE FABRİKASI KURSAK TAMAMEN BİZİM MALIMIZLA, BİZİM MÜHENDİSİMİZ, BİZİM TEKNİSYENLERİMİZ VE İŞÇİLERİMİZİN ÇALIŞTIĞI VE BAŞLANGIÇTA SADECE NİĞDE NEVŞEHİR VE KAYSERİ'NİN İHTİYACINI KARŞILASA YETER.
SONRA ALTERNATİF TARIM ÜRÜNLERİ ÜZERİNDE ÇALIŞSAK VE BU KONUDA SAYIN VALİMİZ İL TARIM MÜDÜRLÜĞÜ VE VE KAYMAKAMLIKLARIMIZ VE İLÇE TARIM MÜDÜRLÜKLERİMİZ DESTEKLERİNİ ESİRGEMİYECEKLERDİR.
MISIR YAGLIK AYCİÇEK SOYA FASULYESİ BİR DE KANOLA VAR Kİ BU DA GELECEĞİN BİODİESEL URETİMİNDE EN ÖNEMLİ BİTKİSİ.
BAŞKA ÖNERİSİ OLANLAR VARSA BUYRUN BEKLİYORUZ.
BİR DE GEÇEN YIL ANTALYA'DA YAŞADIĞIM TARIMIN BALTALANMASI BABINDA BIR HADİSEYİ YAZACAĞIM.
ŞU AN TARIMDA EN İYİ OLDUĞUMUZ KONU ÖRTÜALTI ÜRETİMİ YANİ HALK DİLİYLE SERACILIK...
BU KONUYU ÇOK İYİ BİLİRİM.
HORMON OLAYINA GİRMİYORUM BU KONUDA AĞZI OLAN KONUŞUYOR ZATEN.
BENİM ANLATACAĞIM YİNE İLAÇLARLA İLGİLİ.
HER YIL AVRUPA KAPILARINDAN TIRLARLA MAHSUL GERİ ÇEVRİLİR
GECENLERDE RUSYAYLA YASADIĞIMIZ OLAY GÜNLERCE BASINDA YER ALDI. BUNLARI YAKINDAN TAKİP ETTİK VE ÜZÜLDÜK. BU OLAYLAR KÖYLÜMÜZÜ ÇİFTÇİMİZİ KADERİYLE BAŞBAŞA BIRAKAN YÖNETİMLERİN VE DENETİMSİZLİĞİN SONUCUNDA OLUYOR.
DÜŞÜNÜN Kİ BİR İLAÇ DÜNYADA YASAKLANMIŞ AMA ANTALYADA KULLANILIYOR. NASIL MI? KASITLI OLARAK KULLANDIRILIYOR. BİR BÖCEK İLACI DÜŞÜNÜN YAN ETKİSİ YOK... FIYATI 20 YTL... AYNI ILAÇ ETİKETİ DEĞİŞİK VE YAN ETKİSİ VAR, FİYATI İSE 4 YTL... KÖYLÜMÜZ HAKLI OLARAK UCUZU TERCİH EDİYOR.
BİR DİĞER HUSUS DA ÜZERİNDEKİ ALMANCA VE İNGİLİZCE YAZILARI OKUYUP ANLIYAMIYOR.
İLAÇ SATICILARININ VE DE DANIŞMANLARIN ÇOĞU KASITLI OLARAK BUNU TAVSİYE EDİYORLAR. ÇÜNKÜ İLAÇ SATICILARININ İLGİNÇ PROMOSYONLARI VAR.
DAHA VAHİM OLAYLARA DA ŞAHİT OLDUK! AMA YAZMAYA ZAMAN YETMEZ.
SON SÖZÜM ŞU Kİ... ARTIK UYANALIM DEĞİLSE YARIN ÇOK GEÇ OLABİLİR
BUGÜN BİR ŞEYLER YAPMA ZAMANI.
SAYGI VE SEVGİLERİMLE.
Zehirli variller
Devlete zehir fatura
Bölgenin zehirlerden arıtılmasının faturası ise devlete kesilecek. İstanbul Tuzla'daki boş arazide zehirli varillerin bulunması ile gözler bölgeye çevrilirken, çevrede yapılan araştırmalarda bugüne kadar 100 civarında varile rastlandı. Tuzla'da çalışmalarını sürdüren İstanbul Çevre Müdürlüğü ve İZAYDAŞ ekipleri, ne kadar varil olduğu ve bölgenin durumu hakkında salı günü açıklama yapacak.
Türkiye'nin tek lisanslı zehirli madde imha kurumu olan İZAYDAŞ, varillerin çıkarılıp imha edilmesi ve bölgenin zehirden temizlenmesi için gereken parayı İstanbul Valiliği ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nden alacak. İZAYDAŞ Genel Müdürü Bilal Şengün, varilleri bugünden itibaren İzmit'e taşıyarak bertaraf işlemlerine başlayacaklarını açıkladı. Şengün, bölgede ne kadar varil olduğu hakkında bilgi olmadığı için maliyetinin de belli olmadığını belirtti.
Haber: Mehmet Güler
Kaynak: Zaman
20 Nisan 2006 Perşembe 09:51
Radyoaktif yağmur uyarısı
Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu
Merhabalar,
E-posta ile dağıtılan "DİKKAT! YARIN İSTANBUL'A RADYOAKTIF YAĞACAK ÖNLEMLERİNİZİ ALIN..." mesajı ile ilgili şahsıma çok sayıda soru yönetilmeye başlandığı için kısa bir açıklama yapmak istiyorum:
Bence bu mantıklı bir uyarı değildir. Çünkü, 2 gün önce yangından açığa çıkan kimyasallar, duman, vb. o an yerdeki ve yukarı seviyesindeki rüzgarlar ile değişik yönlerde taşınmaya başlanmıştır. Şu anda bu kirleticiler çoktan uzaklara ve hatta ülke dışına taşındı bile; yol boyunca bir kısmı olduysa yağmurlar ile ıslak, bir kısmı da kuru olarak yere indi... Diğer bir değişle, o yangına ait duman ve partiküller şu an "bir yağmur yağsa da İstanbul'da yere insem" diye havada bekleşmiyor. Hafif de olsa rüzgarlı havalarda böyle bir şey mümkün değildir. Bu akşam veya başka
bir gün İstanbul'da yağacak olan yağmur şüphesiz tertemiz olmayacaktır, ama önümüzdeki günlerde görülecek olan yağmur ile yere inecek olan olası kirleticilerin 2 gün önceki yangın ile hiç bir ilgisi olmayacaktır...
Selam ve saygılarımla,
Profesör Dr. Mikdat Kadıoğlu
Meteoroloji Profesörü ve
Afet Yönetim Uzmanı
Düzenleme : Zeynep Yorucu ve Hamit Ergül
|